Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili yazdı: Çorba deyip geçmemek için

ahmedim

Başlığa bakıp da ‘çorba’ gibi oldukça sade bir yiyecek nasıl oluyor da bu köşenin konusu olabiliyor diye sorabilirsiniz.

Çorbaya sade demekle basit demiş olmuyoruz elbette. İyi bir çorba yapmanın ustalık isteyeceğini de biliriz ve inanırız. Kültürümüzde çorbanın özel bir yeri var. Yemeğe davet ederken bile çorbaya buyurun denilir. Burada aslında mükellef bir yemeğe davet de söz konusu olabilir ama çorba üzerinden mütevazı bir davranış da ortaya koymuş oluruz.

Çorba konusunu gündeme getirmekten maksadımız; yeni jenerasyonun yaklaşımı üzerinedir. Neden çorba kültürü yeni kuşaklarda zenginleşmiyor sorusunun cevabını aramaya yöneliktir. Arayışımız; bu alışkanlığın canlanmasına inandığımız içindir. Çoğunluğun bildiği, yaptığı ve içtiği çorba türü bir elin parmaklarını geçmez. Bu durum böylesine zengin kültüre karşı bir hoyratlıktır aynı zamanda desek, abartmış sayılmayız.

124 TÜR ÇORBAMIZ VAR

Çorba, hemen hemen her millette var. Fakat Türkler kadar çorbada zengin bir başka kültür olmadığını biliriz. Bilindiği üzere çorbalar, içine katılanlara göre isimlendirilir. Tarhana çorbası, tavuk suyuna çorba, balık çorbası gibi. Aslında çorba; suyu fazla olan bir yemek türü. Fakir için de zengin için de makbul fakat fakir yemeği diye de bilinir. Gerektiğinde çorba ile karın doyurulur. Sakatattan bile birçok çeşit çorba yapan bir milletiz biz.

Doktorların, çorba hakkındaki olumlu kanaatlerini hepimiz biliyoruz. Yemekte başlangıç olarak çorbanın mide dostu olduğundan kimsenin kuşkusu yok. Çoğu şehirlerimizde ise çorbaları ile ünlü olmuş lokantalarımız var. Yani birçok sıralayabileceğimiz sebepten dolayı millet olarak çorbayı severiz.

Çorba türlerine kısaca göz atarsak; tahıl, hamur ve undan, baklagillerden, et ve sakatattan, su ürünlerinden, kümes hayvanlarından, yoğurt ve sütten, sebze türlerinden yapıldığını görürüz. Türk Mutfak Kültüründe Çorbalar isimli çalışmada Mine Arlı ve Hüseyin Gümüş 124 tür çorbanın var olduğunu belirtmişler. Bu, az görülür müthiş bir zenginlik.

BU ZENGİNLİĞİ YAŞATMIYORUZ

Şimdi acı sorumuz şu: Ziyafete başlangıcın besmelesi olan çorba kültürüne kendi çocuklarımız ne kadar ilgili? Sözgelimi genç jenerasyon paça çorbası türlerini ne ölçüde bilip tüketiyor? Mercimek ve tarhana gibi yaygın bilinenlerin dışında kaç çorba türü revaçta? Neden bu zenginliği yaşatamıyoruz? Örneğin, kaçımız çocuklarımızı da alıp sabah paça çorbalarından içmeye gidiyoruz, bunu rutin haline getirip alışkanlık murad ediyoruz? Bilindiği üzere alışkanlık küçük yaşta edinilir. Bu türden farklı tadların oluşmasında ise alışkanlık son derece önemli.

ÇORBA EVLERİ MARKALAŞTIRILMALI

Bütün bunlardan çorbayı, çorba türü zenginliğimizi ve oluşan bu kültürü yaşatmayı bütün boyutları ile yeniden kurgulamamız gerektiğini düşünüyoruz. Var olan çorba zenginliğimizi yeniden düzenleyerek çorba evleri türünü markalaştırarak küresel boyuta taşıyabiliriz. Bilindiği üzere çorba, sadece sabah değil, gece yarısı da dahil günün bütün saatlerinde içilebilen bir tür. Bu da pazarlama açısından işin en önemli avantajı sayılır.

 

PROF.DR. AHMET EMRE BİLGİLİ

MEB ÖZEL EĞİTİM VE REHBERLİK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRÜ