Şirin Çıngıloğlu yazdı: Aslında sıklıkla yaptığımız hata ne biliyor musunuz?

sirin hoca

Şirin Çıngıloğlu
Çocuk Gelişim Uzmanı
Aile Danışmanı

Çocuğumuzun hep yaptığı, sergilediği, göz önündeki davranışını  görmek, davranışını  değerlendirmek. Peki bu davranışı neden yapıyor? Bu davranışın altında yatan duygu  ne? Hangi duygusu bu olumsuz davranışı tetikledi?
Ne yazık ki çoğumuz, sadece çocuklarda değil yetişkinler arası ilişkilerimizde bile davranışı dikkate alıyor ve altında yatan duyguyu fark etmiyoruz. İşte bu da, sorunun çözümlenmesini, olumsuz davranışın ortadan kalkmasını değil, anlaşılmadığı hissiyle olumsuzluğun daha da yoğunlaşmasına neden oluyor.
Kardeşinin pusetini hızla ve hoyratça sürmeye çalışan çocuğa hemen müdahale edip “ Bak böyle yaparsan kardeşin zarar görebilir, pusetten düşebilir”  demek çocuğun bu davranışı sonlandırmasını sağlamaz. Oysa onun bu davranışı yapmasının kaynağının kıskançlık olduğunu kavrayıp, ona mantıksal açıklamalar yerine , “seni anlıyorum ve seni seviyorum”  mesajını veren bir sarılma olumsuz davranışın düzeltilmesi için ilk adımı sağlayabilir.  Şu asla unutulmamalı; önce duygular dikkate alınmalı, sonra davranış düzeltilmelidir.
“Dünyada kaç tane terk edilmiş çocuk vardır?”  sorusunu soran çocuk, aslında terk edilmiş çocuklara ilgi duymasından değil, terk edilme korkusundan bu soruyu soruyordur. Bu sorunun cevabı istatistiksel bilgi değil, sadece “Kaygılanma, biz seni terk etmeyeceğiz”  dir.
Aslında ne yazık ki çoğumuz genellikle ne hissettiğimizi ya da nasıl hissettiğimizi bilemiyoruz. Duygularımızı anlama ve paylaşma konusunda yetersiziz.
Çocuklar genellikle bir sorunun üstesinden gelemediklerinde öfkelenir, başkalarını suçlar veya daha olumsuz davranışlarda bulunurlar. Bu durumda bir çok annebaba duygusunu anlayarak  sorunu çözmek yerine çileden çıkarak çocuklarını suçlar, sonradan pişman olacakları sözler söylerler. Bağırıp çağırarak  okuldan gelen  çocuğuna,  “sessiz ol, bağırma!”  diye kızmak yerine  “Öfkeli bir çocuk görüyorum, neden acaba?”  gibi sadece onun duygusunu fark edip kabul eden annebaba, çocuğunun öfkesinin nasıl azaldığını görebilir.
Unutmamalıyız ki; çocukların öfkelerinin kaynağında, korku, kaygı, umutsuzluk ve çaresizlik duyguları yatar. Davranışa değil de duyguya tepki veren annebaba çocuğun problemlerinin üstesinden  gelmesine yardım  eder. Çocuklar sadece kendilerini iyi, güvende ve sevildiklerini hissettiklerinde doğru davranabilir ve sizi dinleyebilirler. Çocuğunuz korku, kaygı, utanma, üzüntü gibi güçlü duygular içindeyken, onu yargılamak, eleştirmek, öğüt vermek yerine onu dinleyerek ve anlayarak  çok daha fazla yararlı olabilirsiniz.
Çocuklarımızın duygularını anlayıp kabul etmenin yanı sıra konuştuğumuz cümlelerde verdiğimiz mesajlar da çok önemlidir. Kardeşini kucaklayan bir çocuğa;  “Kaldırma,  kardeşini düşürürsün”  ile “Kaldırma. belin ağrır”  cümlelerinde  hedeflenen davranış,  kardeşini kaldırmaması gibi aynı olurken iletilen mesaj açısından farklılık  gösterir.  İlk mesaj;  “kardeşin benim için değerli” iken, ikinci mesaj “Sen benim için değerlisin”  dir.  Sevildiğini ve önemsendiğini hissetmek sadece çocuklar için değil biz yetişkinler için de ne kadar önemlidir, değil mi?
Çocuğunuzdaki olumsuz davranışları, olumluya döndürmenin sihirli formülü;  “Onun  duygusunu anlamak, kabul edip suçlamamak ve sürekli nasıl yapılacağını öğretmemektir.”
Bol duygu paylaşımlı ve kabullü mutlu günler dilerim.