Çocuk Gelişimi Uzm.Şirin Çıngıloğlu yazdı: ANNE NEDEN

sirin hoca

Çocuklarımız konuşmaya başladıkları andan itibaren sorular sormaya başlarlar. Bazen bıktırıcı olan bazen de nasıl cevaplayacağımız konusunda bizi zorlayan bu sorular, çocuklarımızın dış dünyaya olan merak  pencereleri  olduğu gibi, duygularını ifade etmelerinin de bir yoludur. Bu soruların bazıları sizi kahkahalarla güldürüp bazıları hıçkırarak ağlamanıza sebep olabilirken bazıları da siz yetişkinlere dahi öğretici olabilirler.

Sorular soran bir çocuğun anne babası önce sakince cevaplarken soruların bombardıman haline gelmesi üzerine dayanamamaya, yorulmaya ve sinirlenmeye başlar. Soruların önünü kesmek için “Yeterrr”  diye bağırıp çağırmaya, soruları duymazdan gelmeye veya çaresiz teslim olup cevapları geçiştirecek şekilde vermeye başlarlar. Bazıları da oldukça detaylı açıklamalar yaparak “Çocuğum çok zeki, neler soruyor, ben bu merakını öldürmemeliyim, desteklemeliyim”  düşüncesiyle, çocukların kelime ve algılama dağarcığının üzerinde bilgi yüklemesi yaparlar. Siz hangisini yapıyorsunuz?

Aslında bunların hiçbiri doğru değildir. Bağırmanız belki bir süre çocuğunuzun susmasını sağlarken ilk korkunun geçmesiyle kaldığı yerden devam edecektir. Çocuğunuza verdiğiniz mesaj sevgi değil,  “kork benden”  başlığı altında olumsuz duygulardır.
Sorularını duymazdan gelmenin çocuk açısından anlamı  , “seni önemsemiyorum, sorularını değeri yok”  tur ve hissettirdiği duygu ise hayalkırıklığıdır.

Teslim olup geçiştirilen cevaplar ise, çocuklarınız için,  sizin anlayışlı ve doğru  bir kaynak olmadığınızın ve onunla ilgilenmediğinizin ifadesidir.

Aşırı detaylı mantıksal açıklamalar ise çocuklarda  karmaşa ve kafa karışıklığına sebep olduğu gibi bir süre sonra “anne-baba sağırlığı”  dediğimiz duruma yol açabilir.

O halde ne yapmalıyız?

Öncelikle sorunun altında yatan anlam ve duyguyu anlamalıyız. İşte altın anahtar bu. Sorunun altındaki anlam  ve duygu!

Okul öncesi dönemdeki çocukların sorduğu sorular, dünyasının sınırlarını keşfetme  ve kendisinin bu sınırları ne kadar zorlayabileceğini anlama çabasıdır. Ayrıca hayalkırıklığı, korku, sevilme, değer görme gibi bir çok duyguyu yaşama ortamıdır. Çocuklar dış dünyanın kusursuz bir yer olmadığını öğrenirken korku, kaygı  gibi duygularla baş etme yollarını da öğrenirler. Bu öğrenme sürecinde,  güvendikleri anne-babasının vereceği cevaplar çok önemlidir.

Çocuklarımıza verdiğimiz cevapların;  sade, yalın, açık, net ve en önemlisi de algı kapasitelerine uygun olmasına dikkat etmeliyiz.

Şimdi çocukların sıklıkla soruduğu birkaç soru ile egzersiz yapalım:

1. Araba ile bir yere gidiyorsunuz,  bir süre sonra sürekli  sorulacak soru geliyor: “Geldik mi?” Bu soruya verilecek “ Yaklaşık 15 dakika kaldı” , “ Az kaldı” vb şeklindeki cevaplar ne yazık ki çocuğumuz için geçerli değildir.  Çocuklar özellikle hareket özgürlüklerinin kısıtlandığı zaman sıkılmaya ve huzursuzlanmaya başlarlar ki arabada uzun süreli araba koltuğuna bağlı oturmak da doğal olarak eğlenceli değildir. Ayrıca henüz zaman kavramına sahip olmayan bir çocuğa süre açıklamak oldukça anlamsızdır.  Burada verilebilecek en iyi cevap; çocuğunuzun anlayabileceği şekilde somut olarak ifade etmektir. Örneğin; sevdiği bir çizgi filmi söyleyip “  3 kere o filmi izleyeceğin kadar” açıklaması daha açıklayıcı olacaktır. Mümkün olduğunca somut bir şeye dayandırarak açık cevaplamak önemlidir. Ayrıca “2 kere izleyeceğin kadar süre kalınca ben sana söylerim, bu arada bir oyun oynayalım diyerek ”  diyerek onu meşgul edebilirsiniz.
Uçak, otobüs, tren gibi toplu taşıma araçlarıyla yaptığınız seyahatlerde, sıkılan çocuğunuzun  diğer yolcuları rahatsız etmesini engellemek sizin sorumluğunuzdadır. Bunun için, önceden hazırlık yaparak, çocuğunuzu oyalayacağınız oyunlar, atıştırmalıklar, sevdiği minik oyuncaklar, kitaplar, boyama sayfaları, kağıt  ve boyalar gibi materyallerden  oluşan  “acil çocuk oyalama seyahat kitinizi ”  hazırlamayı unutmayın.

2. Sonsuz bir soru “Neden?”.  Neden,  küçük çocukların   öğrendiği ilk  ve güçlü bir sorudur. Öncelikle çok kısa bir kelimedir ve söylenmesi kolaydır. Çoğu küçük çocuk cevabı öğrenmek istediğinden değil söylemekten hoşlandığı için sorar  “Neden? Neden?.......”  Genellikle de annebabası ilk sorduğunda hemen cevap verir. Küçük çocukların arka arkaya sorduğu bu soruya gördüğü bu hızlı ilgi oldukça hoşuna gider ve cevap beklediğinden değil de amacına ulaşmak yani ilgi çekmek için bir yol keşfeder :”Neden?”  diye sormak…  Yaşı ilerledikçe bunun gerçek bir soru olduğunu keşfederler ve cevap beklerler. Kafalarını karıştıran bir şeyi anlayabilmek için sormaya başlarlar. “Neden televizyon seyretmeme izin vermiyorsun?” gibi bir çok soru da isteklerinin engellenmesini ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bu tür soruları sonlandırabilmenin en kolay yollarından biri  “Sence neden?” diyerek kendi aklını kullanmasını sağlamaktır. Böylece çocuğunuzun papağan gibi neden sorusunu tekrarlamasını engellemiş olusunuz. Cevabını bilmiyorsa onunla cevabı bulmasını sağlayana kadar fikir alışverişinde bulunmanız onu değerli hissettirecektir.

3. Bir çok anne baba için kritik sorulardan biri.:  “Sizin yatağınızda yatabilir miyim?”   Bir çok çocuk uykuya dalmak konusunda sıkıntı çekebilirler. Henüz bu beceriyi geliştirmemiş olabilirler ki bu beceriyi geliştirememelerinin sebebi de,  genellikle anne babaların çocukları uykuya dalmadan önce ağladığında onu rahatlatmak için yanlarında yatmasına izin vermeleridir. Çok da aileleri suçlamayalım; bazen de kabus görmeleri, geçirdikleri çeşitli hastalıklar vb buna neden olabilir. Her ne nedenle olursa olsun çocuğunuza kendi kendine uyuma becerisini geliştirebilmesi için fırsat vermelisiniz. Bunu öğretmezseniz kendini rahatlatma, kaygılarıyla baş edebilme becerilerinin gelişimini engellemiş olursunuz. Gerilime dayanabilme gücünü kazanması, kendi kendini sakinleştirmeyi öğrenmesi, onun hoşgörülü ve sabırlı  bir çocuk olmasını sağlar. Eğer “Sizinle yatabilir miyim?”  sorusunu soran çocuğunuza onay verirseniz ona “Kendi ihtiyaçlarını beceremezsin, sana güvenmiyorum”  mesajı verirsiniz.  Peki ne yapacağız. Öncelikle sabırlı olmanız gereken bir süreçtir. Herkesin kendi yatağında uyuması kuralı koymak ilk adımdır. Bu kuralı hatırlatıp, buna uyma konusunda ona yardım edeceğiniz açıklamasında bulunun ve tutarlı olun. Eğer çok tepkiliyse birkaç gece odasında yatağına yakın bir sandalyede, onunla hiç iletişim kurmadan  oturmanızda sakınca yoktur. Sandalyenizi her gün biraz daha uzaklaştırarak kapıya yaklaştırarak devam edin. Pes etmeden devam edin, başarı kapının dışında sizi bekliyor  Gece yatağınıza gelen çocuğunuzu mutlaka geri odasına götürmelisiniz. Başucuna bir saat koyup gece uyanırsa 10 ila 20 dakikayı saymasını ( tabi bunu önce öğretin) isteyin ki bu küçük bir çocuk için çok zordur bu süre içerisinde tekrar uykuya dalacaktır.

4 Zorlu sorulardan bir de “ Allah nerede?”  dir. Bu soruyla karşılaşan bir çok anne baba  böyle bir soru ile karşılaştığında, “Allah her yerdedir”  ya da  “Gökyüzündedir”  gibi otomatik cevaplar verir. Oysa çocuğunuz için verdiğiniz bu cevaplar çocuğunuzun bilişsel somutluğu açısından son derece yetersizdir ve yanlış duygular hissetmesine yol açar.  Allahın onu her yerden gördüğünü, yaramazlık yaptığında ona yakalanacağını düşünerek korkmasına neden olursunuz ki Allah asla bir korku unsuru olmamalıdır. Aslında çocuğunuzun sorduğu soru oldukça basittir “Nerede? Ağacın arkasında mı, evin içinde mi, gökyüzünde mi? Tam olarak  nerede?”  Bu soruya verilebilecek en doğru ifade sorusuna soru ile karşılık vererek  “Sence nerde olabilir?” dir. Soruyu geri yansıtma tekniğini bir çok soruda kullanabilirsiniz. Bu sayede çocuğunuzun kendi düşüncelerini ve duygularını öğrenebilirsiniz. Çocuğunuzun vereceği cevap kendisi için en doğru cevaptır. Çocuğunuz ısrarla sizden cevap beklerse önce onun fikrini “ Çok güzel bir fikrin var”  diyerek onaylayıp sonra, “Yakında tekrar bu konuda konuşup bakalım fikirlerimiz değişmiş mi, kontrol edelim”  demeniz yeterlidir.

5 Tehlikeli ve anne babaları panikleten bir soru daha: “ Bebekler nereden gelir?”  çoğu anne baba bu soruyu duymaktan çok korkarlar. Çocuğunuzun bu soruyu sormasını tetikleyen nedenler, çevresinde yaşanan bir doğum olayı, hamile birini görmesi veya medyada bu konu ile ilgili görsellerle karşılaşması olabilir. Tüm bu tetikçileri engelleseniz   bile çocuğunuz bu korkulan soruyu bir gün mutlaka soracaktır. Hazır olun. Öncelikle sorduğu soruyu anlayın. “Ben nereden geldim?”  diye masumca soran çocuğunuza, panikle doğum olayını anlatmadan önce sorusunun niteliğini anlamaya çalışın. Belki de “ Ankara’dan”  demenizdir sorusunun cevabı  Küçük yaştaki çocukların sorularına beklediği cevap daha büyük çocuklardakinden farklı olabilir.  Eğer çocuğunuz,  gerçekten sizin korktuğunuz anlamdaki soruyu soruyorsa; yaşına uygun bir dil kullanmaya dikkat edin. 4-5yaşındaki çocuklar, annelerin vücudundaki özel bir yerde ( karnınızı gösterebilirsiniz) minicik bir yumurtanın büyüyüp bebek haline geldiğini açıklamanız yeterlidir. Daha büyük (6-7 yaş) çocuklara anne ve babanın birbirlerini çok sevdiklerini ve bu nedenle bir bebek yapmaya karar verdiklerini, babanın vücudunda sperm denilen sıvıyı anneye verdiğini, annenin de yumurtasıyla birleştirerek bebek olduğunu anlatabilirsiniz. Korkmayın nasıl verdiğini sormayacaktır Asla leylek , tohum vb hikayelerini anlatmayın.

Aslında çocukların soruları bitmez. Burada bazılarına örnekler vermek istedim. “Sorunun altındaki anlam  ve duyguyu anlamalıyız” altın kuralını ve çocuğunuzun yaşına göre açıklama yapmayı unutmazsanız her sorunun altından kalkabilirsiniz. Kendinize güvenin
Cevaplayabileceğiniz bol sorulu günler dilerim.

Şirin Çıngıloğlu
Çocuk Gelişim Uzmanı Aile Danışmanı